Çanakkale Şehitlerine
29/10/2007 -Kategori: Siirler
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez baslar, Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...Bedr'in aslanları ancak, bu kadar sanlı idi... Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?"gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın. Herc u merc ettiğin edvaraya yetmez o kitab...seni ancak ebediyyetler eder istiab. "Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyla,Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle; Mor bulutlarla acık türbene çatsam da tavan;Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsam oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,Sarkın en sevgili sultani Salahaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...Sen ki İslam’ı kuşatmış, doğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrami adın; Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber
Mehmet Akif Ersoy
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Allah'ı Zikir.
27/10/2007 -Kategori: Hadisler
Mü'minlerin annesi Cüveyriye Binti'l-Hâris radıyallahu anhâ'dan rivayet edildiğine göre:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bir gün sabah namazını kıldıktan sonra, Hazret-i Cüveyriye namaz kıldığı yerde oturmakta iken erkenden evden çıktı. Kuşluk vakti tekrar eve döndü. Cüveyriye radıyallahu anhâ'nın hâlâ yerinde oturmakta olduğunu görünce:
- "Yanından ayrıldığımdan beri hep burada oturup zikirle mi meşgul oldun?" diye sordu. O da:
- Evet, diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:
- "Senin yanından ayrıldıktan sonra üç defa söylediğim şu dört cümle, senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa, sevap bakımından onlara eşit olur: Sübhânallâhi ve bi-hamdihî adede halkihî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî: Yarattıkları sayısınca, kendisinin hoşnut olduğunca, arşının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince ben Allah'ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O'na hamdederim.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre ise, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Rabbini zikredenle etmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
HOCAEFENDİNİN VAAZI (MUTLAKA İZLEYİN..)
27/10/2007 -Kategori: videolar
Efendimiz'i (S.A.V) anlatıyor
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
TÖVBE..
26/10/2007 -Kategori: Hadisler
Efendimiz (S.A.V) buyurdular ki;
"Dört kimse vardır ki, (tevbe etmedikçe veya cezasını çekmedikçe) onları cennete koymamak ve nimetlerini tattırmamak Allahü Teala'nın adaletidir:
İçki içen,
faiz yiyen,
haksız yere yetim malı yiyen,
ana ve babasına asi olan."
(Hâkim, el-Müstedrek)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Allah'ı zikir..
24/10/2007 -Kategori: Hadisler
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Allah Teâlâ'nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah'ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak cemaatin arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde onlara:
- "Nereden geldiniz?" diye sorar. Melekler de:
- Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar, elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma şöyle devam eder):
- "Benden ne istiyorlar?"
- Cennetini istiyorlar.
- "Cennetimi gördüler mi?"
- Hayır, yâ Rabbi, görmediler.
- "Ya cenneti görseler ne yaparlardı?"
- Senden güvence isterlerdi.
- Benden neden dolayı güvence isterlerdi?"
- Cehenneminden yâ Rabbi.
- "Peki benim cehennemimi gördüler mi?"
- Hayır, görmediler.
- "Ya görseler ne yaparlardı?"
- Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi.
Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:
- "Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence istedikleri konuda onlara güvence verdim.
Bunun üzerine melekler:
- Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kul onların arasında bulunuyor. Oradan geçerken aralarına girip oturdu, derler. O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:
- "Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların arasında bulunan kötü olmaz. "
Müslim, Zikir 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 129
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
YÜCE MERHAMET...
18/10/2007 -Kategori: Hadisler
Ebü'l-Abbâs Abdullah İbni Abbâs İbni Abdülmuttalib radıyal-lahu anhümâ'dan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah Teâlâ'dan rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyurdu:
"Allah Teâlâ iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı:
Kim bir iyilik yapmak ister de yapamazsa, Cenâb-ı Hak bunu yapılmış mükemmel bir iyilik olarak kaydeder.
Şayet bir kimse iyilik yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb-ı Hak o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle, hatta kat kat fazlasıyla yazar.
Kim bir kötülük yapmak ister de vazgeçerse, Cenâb-ı Hak bunu mükemmel bir iyilik olarak kaydeder.
Şayet insan bir kötülük yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb-ı Hak o fenalığı sadece bir günah olarak yazar. "
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Münafığın Alametleri
14/10/2007 -Kategori: Hadisler
Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Dört huy kimde bulunursa, o adam tam münafık olur. Bir kimsede bu huylardan biri bulunursa, o huydan vazgeçinceye kadar onda münafığın özelliklerinden biri var demektir. O dört huya sahip olan kimse:
Kendisine bir şey emanet edilince hiyânet eder.
Konuşunca yalan söyler.
Bir antlaşma yapınca sözünde durmaz.
Düşmanlık yapınca da aşırı gider. "
Buhârî, Îmân 24, Mezâlim 17, Cizye 17; Müslim, Îmân 106. Ayrıca bk. Tirmizî, Îmân 14; Nesâî, Îmân 20
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
MALEZYALI KÜÇÜKLER (MUTLAKA DİNLEYİN)
26/9/2007 -Kategori: videolar
İslam'ın şartlarını sayıyorlar..
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ABDEST SUYU
24/9/2007 -Kategori: Dini hikayeler
Osman bin Affan (ra),su getirtti ve onunla abdest aldıktan sonra güldü.Yanındaki kimselere:
-Niçin güldüğümü sormayacak mısınız,dedi. Onlar da:
-Niçin güldünüz Ey Müminlerin Halifesi,diye sordular. O da:
-Bir defasında görmüştüm ki Rasulallah (as) buraya yakın bir yerde su isteyip abdest aldı ve sonra da güldü. “Niçin güldüğümü sormayacak mısınız?” dedi. “Niçin güldünüz Ey Allah’ın Rasulü?” dediler.Rasulullah (as) şöyle buyurdular:
“Bir kul abdest suyu isteyip de onunla yüzünü yıkayınca,o kulun yüzünün tüm günahlarını Allah’ın affetmesine gülüyorum.(Abdest suyula birlikte yüzündeki günahların da dökülmesine seviniyorum.) Kollarını yıkayınca da böyle olur,başını meshedince de böyle olur,ayağını yıkayınca da böyle olur.”
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Ebu Zekerriya
20/9/2007 -Kategori: Dini hikayeler
Allah dostlarından Ebû Zekeriyya hasta döşeğinde ölümle pençeleşiyordu. Yakın dostlarından biri kendisen "Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullah! (Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.)" sözlerini telkin etmek istedi. Bir etti, iki etti, üç etti. Ebu Zekerriya her defasında söylemeyi reddediyordu.
Bu durum karşısında yakın dostu Ebu Zekerriya'nın son nefesinde imansız gideceğinden korktu ve endişeye kapılmıştı. Bütün bir ömrünü Allah'a ibadet ve taat etmekle geçiren böylesine bir kimsenin şimdi hasta döşeğinde ölüm ile pençeleşirken Kelime-i Tevhid getirmemesine bir mana veremiyordu. Şeytanın bir kandırışına mı yenilmişti yoksa? Veyahut da yüce Allah'ın tecellisi karşında mı idi?
Bir müddet kafası bu düşünceler içinde çalkalanan dost baktı ki Ebu Zekerriya sanki kafasında resmi geçit yapan düşünceleri okuyormuş gibi bir aralık gözlerini açarak, "Bana bir şey mi dediniz?" diye sordu. Orada bulunanlar. "Evet, üç defa şehadet getirmeni söyledik, her defasında reddettin. O yüzden büyük bir endişeye düştük." diye cevap verdiler.
Bunun üzerine Ebu Zekerriya şu olayı anlatmaya başladı:
"Lanetlik şeytan elinde su bardağı ile gelmişti: Sağ yanıma dikilmiş elinde suyu göstererek "içecek misin?" diye soruyordu. Karşılınğında ise, "İsa, Allah'ın oğludur" dememi istiyordu. Reddettim. Sonra sol yanıma geçip dikildi. Yine aynı hareketleri tekrarlayarak "İsa, Allah'ın oğludur" cümlesini söylememi istedi. Yine reddettim. Üçüncü olarak "La ilahe (Allah yoktur)" diye söyledi, yine reddettim. Böylece her çareye başvurarak tam manasıyla yoklamasını yapıp da müspet bir netice alamayınca elindeki suyla dolu bardağı yere çarptı ve sıvışıp gitti. İşte gerçekte ben sizi değil, onu reddediyordum."
Ardından da Şehadet getirerek ruhunu teslim eden Ebu Zekerriya gülen bir çehreyle Cennete yolculuk ettiğini müjdeliyordu..
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı



