Zindandan Mehmed'e Mektup
2/6/2009 -Kategori: Siirler
Zindan iki hece. Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl, olmazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"!
Çatık kaş... Hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.
Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat
Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!
Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan
Karıştır çayını zaman erisin
Köpük köpük, duman duman erisin!
Peykeler, duvara mıhlı peykeler
Duvarda, başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin
Sükut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyadan nazar
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?
Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük daracık;
Dünyaya kapalı, Allah'a açık
Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu
Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
1961
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
YAĞMUR
26/1/2008 -Kategori: Siirler
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
Nurullah Ataç
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Çanakkale Şehitlerine
29/10/2007 -Kategori: Siirler
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez baslar, Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...Bedr'in aslanları ancak, bu kadar sanlı idi... Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?"gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın. Herc u merc ettiğin edvaraya yetmez o kitab...seni ancak ebediyyetler eder istiab. "Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyla,Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle; Mor bulutlarla acık türbene çatsam da tavan;Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsam oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,Sarkın en sevgili sultani Salahaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...Sen ki İslam’ı kuşatmış, doğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrami adın; Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber
Mehmet Akif Ersoy
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ALLAH DİYENE
15/8/2007 -Kategori: Siirler
Her şey, her şey su tek müjdede,
Yoktur ölüm, Allah diyene
Canım kurban, başı secdede,
İki büklüm, Allah diyene..
Akıl, kırık kanadı hiçin,
Derdi gücü nasıl ve niçin.
Bağlı, perçin üstüne perçin,
Benim gönlüm Allah diyene..
Necip Fazıl Kısakürek
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
